3 düdük selam, 1 düdük kapak

Bu gece uzun bir gece oldu. Balıkçılar arasında garip inanışlar var. Hamsinin gündüz 300-500 metre derindeki kuyulara çekildiği, gün batımının ardından yükselmeye başladığına inananlar var.  Çalıştığımız alanda oksijensiz hidrojen sülfür tabakasının 150-160 metrelerin altında başladığını ölçüyoruz. Bahsedilen derin kuyularda hamsinin yaşayabilmesi mümkün olmadığından anlatılanlar pek inandırıcı değil. Ancak balıkçıların kendilerine göre yaptıkları yorumlar değil belki; ama gözlemleri  hiç yabana atılmamalı. O nedenle hamsi sürülerinin gece ve gündüz davranış farklarını görmemiz gerekiyor. Bunun için Hopa çok uygun, zira hamsi gırgırlarının bir bölümü bir gün önce Hopa’ya geldi ve bu gece de bizimle aynı bölgede çalışıyorlardı. O nedenle biz de gece boyunca Hopa – Trabzon arasında çalıştık. Bu arada da yan bakar’ımızı deneme fırsatı bulduk. Kesin sonuçlar ancak sefer bitip enstitüye dönüldüğünde yapılacak analizler sonunda ortaya çıkacak, ancak ilk bulgular gece ve gündüz arasında sürü davranışı olarak büyük bir fark olmadığını gösteriyor.

Sabah harika bir havada trol örneklemesini KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi  önünde yaparken dostumuz Muzaffer Feyzioğlu bu defa daha yakından gemimizin fotoğraflarını çekip bize yolladı. 

Uydu verilerine ek olarak geminin sürekli yüzey suyu örneklemesi yapan Fluorometresinden de takip ettiğimiz sıcaklıklar yükselmeye başlayınca aradığımız su kütlesini bulduğumuzu anlıyoruz ve sıcak döngünün merkezine doğru yönleniyoruz. Hedefimiz, mümkün olduğunca, en sıcak hat boyunca örnekleme yapmak. Bu arada Hopa’lı gırgır reislerinin önerilerini de dikkate alıyor ve yunuslarla deniz kuşlarının yoğun olduğu alanları da gözlüyoruz.  Nitekim kıyıdan 10 mil kadar açıldığımızda yan bakar’da hareketlenmeler başlıyor. Etrafta ise yelkovanlar, yunuslar denizin üstünü panayır alanına çevirmiş. Hemen ağ hazırlanıyor ve atılıyor; ancak biz ağ çekmeye başladığımızda yunus ve kuşların bizden yarım mil kadar uzakta toplaştıklarını görüyoruz. Yine balıkçıların bize aktardıkları  gözlemleri aklımıza geliyor. Hamsi yunus ya da balıkçı tarafından sıkıştırıldığında saatte 9-10 mil hızla kaçabildiğini hatta o hızlı gırgır teknelerinin kaçan hamsiye zar zor yetişip önünü kesebildiğini anlatmışlardı. Bu durumda da belki bizim peşinde olduğumuz sürünün de hızla kaçmakta olabileceğini düşünüyoruz ve şansımızı bir sonraki sürüde tekrar denemek üzere yolumuza devam ediyoruz.   

Hava karardıktan sonra kuş ve yunusları gözlemek mümkün olmuyor. Ancak yunuslar çok geniş bir frekans aralığında ses üretebildiklerinden yakınımızda olduklarını ekogramlardaki kendilerine has gürültüden anlayabiliyoruz. Nitekim Sürmene önünde tuttuğumuz balıkları yediğimiz akşam yemeği sonrasında henüz yemek rehavetini atamadan “yan bakar” yine çoşuyor. Sıcaklıkta şimdiye kadar okuduğumuz en yüksek değerde. Hemen ağ atıyoruz ve bu defa çaça ve hamsi yakalıyoruz.  Bu da hamsinin Trabzon önlerine ulaştıktan sonra bir bölümünün açığa kaçmış olabileceğine işaret. Ancak teorimizin doğrulanması için daha fazla veri toplamamız gerekiyor. Bizimse vaktimiz daralıyor. Bu seferde kullanılması planlanan yakıt sınırına yaklaşıyoruz ve henüz batı Karadeniz’i taramadık. Uydu görüntülerinde Tirebolu – Vakfıkebir açıklarında görülen ikinci bir sıcak döngüde şansımızın daha iyi olmasını umarak açık hattımızı tamamlayıp rotamızı kıyıya çeviriyoruz.  

İlgili galeri için tıklayınız..

Eklenme Tarihi : 14/12/2011 11:56 

Hit : 1657