18 Kasım


 Sabah yine ezan okunurken palamar çözdük ve Münhasır Ekonomik bölgemizin sınırına kadar yükseldik. Bir gün önceki yağmurlu ve çalkantılı havaya karşın Çukurova tabiriyle “Çiğdem gibi” bir havada ilk sürüleri gördük. Sürüler hala küçük küçük ve geniş alanlara yayılmış durumda ancak toplamda oldukça bol hamsi olduğunu gördük. Biz sınırı Münhasır Ekonomik bölgenin sınırını geçerek daha kuzey çıkamadık; ancak balığın açıklara doğru daha da artacağının sinyallerini aldık. Bu da düşünülenin aksine sezonun sona yaklaşmadığını, tam tersine Karadeniz’in soğuması ile birlikte açıklardan kıyılarımıza inecek hamsiler olduğunu göstermesi açısından umut verici. 

Gürcistan tarafındaki durumu anlayabilmek için Sarp’tan başlayarak sınır boyunca çekilen hatlarda hiç hamsi sürüsüne rastlamamış olması da hamsiyi avlamazsak Gürcistan’a kaçar endişesinin yersiz olduğunu gösteriyor.

İlgili galeri için tıklayınız.. 

Bu arada bir gece önce ve bu sabah Hopa limanına giriş ve çıkışta sürü karakteristikleri istavrit olduğunu düşündüren büyük bir sürü gördük. Ancak liman trafiği nedeni ile olsa gerek sürünün bildiğimiz istavrit sürülerine tam olarak benzeyip benzemediği konusundan endişemiz oldu. Ağ atmaya karar verdik. Ancak sürünün tam liman ağzında olması ve bizim av için liman ağzına döndüğümüz saatlerin gırgırların limana dönüş saatlerine denk gelmesi trol operasyonunu kısıtladı. Bir de üstüne üstlük etraftaki uzatma ağları olunca çalışabileceğimiz alan iyice daraldı. Hem kendi hem de diğer teknelerin seyir güvenliğini etkilemeyecek, hem de etraftaki ağlara zarar vermeyecek şekilde bir rota belirledik ve ağımızı mola ettik. Tabii bu şartlar altında ancak bir kilo kadar balık yakalayabildik. Ancak bu kadar balık bizim için yeterliydi; zira yakalanan balıkların tamamının istavrit olması teşhisimizin doğru olduğunu kanıtladı.

Sınıra ulaştıktan sonra rotamızı geriye, batıya çevirdik ve yol boyunca bol hamsi sürüsüne rastladığımız hatlar boyunca çalışarak gece 9 sularında Çayeli limanına girdik. 

Sabah yine ezan okunurken palamar çözdük ve Münhasır Ekonomik bölgemizin sınırına kadar yükseldik. Bir gün önceki yağmurlu ve çalkantılı havaya karşın Çukurova tabiriyle “Çiğdem gibi” bir havada ilk sürüleri gördük. Sürüler hala küçük küçük ve geniş alanlara yayılmış durumda ancak toplamda oldukça bol hamsi olduğunu gördük. Biz sınırı Münhasır Ekonomik bölgenin sınırını geçerek daha kuzey çıkamadık; ancak balığın açıklara doğru daha da artacağının sinyallerini aldık. Bu da düşünülenin aksine sezonun sona yaklaşmadığını, tam tersine Karadeniz’in soğuması ile birlikte açıklardan kıyılarımıza inecek hamsiler olduğunu göstermesi açısından umut verici. 

Gürcistan tarafındaki durumu anlayabilmek için Sarp’tan başlayarak sınır boyunca çekilen hatlarda hiç hamsi sürüsüne rastlamamış olması da hamsiyi avlamazsak Gürcistan’a kaçar endişesinin yersiz olduğunu gösteriyor.

Bu arada bir gece önce ve bu sabah Hopa limanına giriş ve çıkışta sürü karakteristikleri istavrit olduğunu düşündüren büyük bir sürü gördük. Ancak liman trafiği nedeni ile olsa gerek sürünün bildiğimiz istavrit sürülerine tam olarak benzeyip benzemediği konusundan endişemiz oldu. Ağ atmaya karar verdik. Ancak sürünün tam liman ağzında olması ve bizim av için liman ağzına döndüğümüz saatlerin gırgırların limana dönüş saatlerine denk gelmesi trol operasyonunu kısıtladı. Bir de üstüne üstlük etraftaki uzatma ağları olunca çalışabileceğimiz alan iyice daraldı. Hem kendi hem de diğer teknelerin seyir güvenliğini etkilemeyecek, hem de etraftaki ağlara zarar vermeyecek şekilde bir rota belirledik ve ağımızı mola ettik. Tabii bu şartlar altında ancak bir kilo kadar balık yakalayabildik. Ancak bu kadar balık bizim için yeterliydi; zira yakalanan balıkların tamamının istavrit olması teşhisimizin doğru olduğunu kanıtladı.

Sınıra ulaştıktan sonra rotamızı geriye, batıya çevirdik ve yol boyunca bol hamsi sürüsüne rastladığımız hatlar boyunca çalışarak gece 9 sularında Çayeli limanına girdik.

İlgili galeri için tıklayınız.. 

 

 

Sürat Araştırma -1 teknesinin oldukça rahat çalışma ortamında kilolarca hamsiyi işlemek kolay. Hamsi uzun çalışma masasının üzerine dökülüyor ve el birliği ile gerekli çalışma yapılıyor. En keyifli kısmı ise kimin en fazla hamsiyi ölçeceğine yönelik yarışmalar. Tabii koşulları da var; ölçülen hamsilerin boy dağılımlarının birbiri ile uyumlu olması gerekiyor. Uyumsuz olan diskalifiye olduğu gibi balığını da tekrar ölçmek zorunda.Bu yolla ölçüm hassasiyetimizi de kontrol altına tutuyoruz. Herkesin ölçtüğü balık protokole ayrı ayrı ve ölçenin ismi ile işleniyor. Böylece ölçümden kaynaklanabilecek hatalarında geriye dönük izlenmesi ve düzeltilmesi mümkün olabiliyor. En hızlı hamsi ölçenimiz seferin sonunda belli olacak.

 

 

 

 

 

 

Laboratuvar kayıtlarını tuttuğumuz kara kaplı defter; başta ağır olduğu için pişman olduğumuz defter projenin yarısına geldiğimiz şu dönemde neredeyse doldu. On binlerce hamsi ölçümü bu defterde.

 

 

 

Gerek biyometrik, gerekse genetik analizlerde kullanılacak örnekler ayrılıyor ve sefere boyunca derin dondurucuda saklanıyor.

 

 

 

 

 

 

Hangi boy grubundankaç örnek aldığımızı takip edebilmek için tuttuğumuz çetele. Bu çetele sayesinde her boy grubundan yaş analizleri için yeterli örnek alıp almadığımızı takip ediyoruz. Çalışma sonunda bu av sezonu için hazırlanacak yaş-boy anahtarlarının güvenilir olması büyü önem arz ediyor.

 

   

             

 

 

 

 Serdar’ın icadı, el yapımı, sıfır maliyet ölçüm tahtalarımız.

 

 

 

 

 

 

 

Hamsiyi ayıklamanın bile beceri istediğini reislerimizi izlerken anlıyoruz. Ellerinin hızını takip dahi edemiyoruz.

Eklenme Tarihi : 21/11/2013 08:51 

Hit : 1386